Herkese Merhaba
 
 Editör'den
 On Yıllık Bir Değişim  Öyküsü
 Ben Sizin  Yaşınızdayken...
 Bir Varmış, Bir Yokmuş...
 Değişim Dalgasında  Sörf Yapmak ve BİDB
 Herkese Merhaba
 Sayısal Video
 IPv6
 BİT'e Dayalı Öğrenme
 CISN Arşiv
 Geribildirim
 
     
 

CISN için benden yazı istendiğinde nasıl mutlu oldum ve gururlandım anlatmam. BIDB'de 1995 yılıyla 2002 yılları arasında çeşitli gruplarda ve sorumluluklarda görev yaptım. Benim için oldukça önemli bir tecrübeydi. Ayrılışımdan iki yıl sonra emeğimin çokça geçtiği bu dergide tekrar yazı yazabilmek kadar mutluluk verici bir şey daha olamaz J) CISN'in 10. yılı için hazırlanan bu dergide sizlere, bilişim sektörünün benim hayatımda nasıl değişip ilerleyerek yer aldığından bahsetmek istiyorum.

ODTÜ'den 1991 yılında mezun olduğum göze alınırsa ilk bahsedeceğim olaylar 1980'li yıllarda geçiyor. Yani nereden bakarsanız 18-19 yıl önceden bahsetmek istiyorum. Hayret, zaman ne kadar da hızla geçmiş... Bilgisayarla ilk karşılaşmam ODTÜ Bilgisayar Mühendisliğinde okuyan ablam Elvan Göçmen Ertem vasıtasıyla oldu. O sıralarda ben lise öğrencisiydim (1985-86 yılları). Ödevlerini daha rahat yapabilmesi için merhum dayım ona bir "AMSTRAD 128K" bilgisayarla bir "Dotmatrix" yazıcı hediye etmişti. Bizim için çok önemli bir andı. Şimdiki bilgisayarlarla karşılaştırma kabul etmese de o dönem için iyi bir bilgisayardı. Tabii itiraf etmeliyim ki ilk hevesim sadece yeşil siyah ekranda oyun (tenis, tetris, yılan vb gibi) oynamaktan ibaretti. Sonra ben de ODTÜ'ye girdim (1986) ve ödevlerimizin el yazısı değil de daktilo ile yazılması gündeme geldi. Bilgisayarı oyun dışında bir amaç için ilk o zaman kullanmaya başladım. "Wordstar" isminde bir kelime işlemci kullanarak ödevlerimi yazıyordum. O zamanlar şimdiki gibi "pencere" ortamı yok. "DOS" ortamında yapıyorduk herşeyi. Bilgisayar daktilodan çok daha kullanışlıydı. Çünkü hem yazması, hem de hataları düzeltmesi çok kolaydı: Daktilodaki silme ya da tüm metni baştan yazma gibi sorunlardan kurtulmuştuk.

Daha sonra "Fortran 77 ile Programlama" dersini seçmeli olarak almıştım, derslere gidip gelirken "iyi de biz bunları pratikte nasıl uygulayacağız?" derken, bana Bilgi İşlem Merkezi’nden "Burroughs" sisteminin terminallerinde çalışmak için "randevu" almam gerektiği söylendi. Hemen gittiğimde ise ancak 15 gün sonraya randevu alabileceğimi, olanaklar isteklere yetişmediğinden kuyruk olduğunu öğrendim. Eğer randevu günü hastalık ya da başka bir sebepten ötürü randevuya gidemezsek bir sonraki randevu 15-20 gün daha sarkardı. Ödevimizi yaptığımızda ise çıktımızı hemen oradan değil, ayrı bir yerden başka bir gün gidip alabilirdik. Şimdiki ortamı düşündüğümde gelinen noktanın ne kadar ilerlemiş olduğunu düşünmekten kendimi alamıyorum: Yurtların bir kısmında odalarda PC'ler, neredeyse her yurtta PC salonları, renkli ve siyah-beyaz yazıcılar, kütüphane ve CD hizmeti vb. o zamanlar hiç elimizde olmayan olanaklar... Ama yine de canla başla çalışırdık, zira Türkiye geneli düşünüldüğünde yaşıtlarımızdan çok şanslı olduğumuzun bilincindeydik.

Mezuniyetten sonra çalıştığım işlerde maalesef kendime ait bir bilgisayar ancak yönetici konumuna geldiğimde olmuştu. İşte o zaman da Windows ortamı ile karşılaştım. Çok daha kolay bir ortamdı. Ama bilgisayarları hep yavaşlatıyordu. Derken BİDB yıllarım. Benim gibi ODTÜ Felsefe bölümünden mezun olmuş biri için bilgisayar bilgisi açısından sanki ikinci bir okul, adeta bir vaha. BİDB'da hep beşeri görevlerde yer aldım, ama bilgisayar ve bilişim olanaklarını sonuna kadar kullanmam gerektiği için çalışma arkadaşlarımdan ve yöneticilerimden pek çok bilgi edindim. Kendimi gerçekten bu konuda çok şanslı hissediyorum. Zira başka üniversitelerde akademik kadroda çalışan arkadaşlarım bile ODTÜ'nün öğrencilerine ve tüm personeline sağladığı olanakları bulamıyordu. Oysa bizler tüm bu olanaklara sahip olmanın yanı sıra İnternet'i Tübitak'la birlikte Tükiye'ye kazandıran bir kurumduk. Nasıl gururlandığımızı ve çalıştığımızı halen hatırlıyor ve yaşıyorum. Her zaman için gördüğüm ODTÜ'nün ve BİDB’nın bu önder yapısıydı ve inancım halen de öyle olduğu yönündedir.

BİDB'dan ayrıldığımdan bu yana da bilişim kaynaklarıyla haşır neşirim. Ama bu sefer iş için değil, sadece özel meraklarım ve günlük yaşamımı kolaylaştırmak için. Yüksek Lisans konularının araştırılması, doküman hazırlama ve hesaplamalar, sosyal planlamalar, gazete-medya takibi, kapıya kadar gelen market alışverişleri, kitap CD siparişleri, bilet alımları vb gibi birçok konuda ilk aklıma gelen şey sevgili bilgisayarım, yazıcım ve İnternet'im. Onlarsız ne yapardım hiç bilemiyorum. Tabii bir de eşim Hakan Güven'in bilgisayar mühendisi olduğu düşünülürse hayatımızda bilişim haberlerinin ve kaynaklarının yerinin ne kadar çok olduğunu sizler de tahmin edersiniz.

ODTÜ BİDB'na ve CISN'e çalışmalarında başarılar dilerken daha nice yenilikler ve atılımlar yapılmasını can-ı gönülden temmenni ederim. Hepinize bilişim dolu aydınlık günler dilerim.

Sevgilerimle...

Evrim GÖÇMEN GÜVEN

 
     
  - BAŞA DÖN -